April 17, 2007
· Filed under nisan
Hocam tirat örneği bulmadığım için çok özür diliyorum. Bulmak zor geldiği için değil, içimde bir isteksizlik olduğu için bulmadım. Bu isteksizlikte etkisini o fotoğraf karelerini yapmak istememekle gösterdi kendisini. Birazda gözümde ben büyüttüm aslında, baştan dağınık kafamla ne yapacağımızı anlamam sonra dank ettikten sonrada beynimin durduğunu hissetmem, mantıklı düşünememem çekinmem de etkili oldu sanırım. Hocam sizde bilirsiniz bazen bu okul bırak beni diyor. Yorgun geçen haftalardan sonra okula karşı bir isteksizlik oluyor, ben o isteksizliği yoğun bir şekilde yasıyordum o an. İnşallah tekrar böyle hissetmem ve elimden gelenin en iyisini yaparım dersimizde.
Tirat çalışması gerçekten çok zor. O an başka bir insan olup, onu hissedip, hayal edip onun gibi davranmak. O an, o mekân da olabilmek. Bulunduğun mekândan ve zamandan kopup, kendini söyleyeceğin sözlere uygun bir mekâna yerleştirmek; o mekânı hissedip ona göre davranmak ve vücut dilini de katarak tam bir bütünsellik oluşturarak sözlerimizi söylemek. Zaten zaman ve mekân insana ne yapması gerektiğini söyler, sen kendini nerede ne olarak düşünüyorsan öyle davranırsın.
Bunları hissedebilmek tirat yapmayı olumlu şekilde etkiler diye düşündüm.
April 1, 2007
· Filed under nisan
Derse hazırlanarak gelmenin ne kadar önemli olduğu her eğitim dersinde vurgulanır ve yöntemleri zorla kafamıza sokmaya çalışırlar. Aslında, önemini bir aktiviteyle ne çabuk kavradık. Bahsettiğim aktivite poz verme, fotoğraf karesi aktivitesi. Bu aktivitede pozlara geçişler ne kadar düzgün olursa, izlenilen şey o derece merak uyandırıyor ve zevk veriyor. Derslerde de öyle, bir konuyu anlatırken konuya hâkim olmak önemli. Öğrencinin karsısına geçip ay bu neydi bir su kitaba bakayım demek pozlar arası geçişlerin muntazamlığını bozar ve ders verimsiz, sıkıcı ve meraksız bir hal alır. Ben sunu anladım ki öğrencilere sadece fotoğrafları gösterelim, fotoğrafları nasıl elde ettiğimizi değil. Böylece, öğrenciler gösterilecek fotoğrafları merakla beklesinler, sıkılmadan, istekli ve verimli ders saatleri geçirsinler.
Daha daha bitmedi….
Biz birde ne yaptık? Hecelerle iletişim… Etkileyici ve eğlenceli bir aktiviteydi… Demem su ki bazen kelimeleri boş yere harcıyoruz. Aslında bizim ses tonumuz, hece vurgumuz, beden dilimiz (Posture, mimic, gesture) iletişim kumamız için yeterli. Bu özelliğimizi sınıf yönetiminin her noktasında olumlu ve olumsuz olarak kullanabiliriz. Olumsuzdan kastettiğim söylediğimiz bir kelime ve onunla uyuşmayan hareketimizi öğrenciler yakalayabilir. Yâda kısaca hareketlerimizle asıl mesajı verip, konuşmanın uzamasını engelleyebiliriz ve daha birçok şey. Bu özelliğimizi en iyi şekilde kullanmayı beceririz umarım…
Hoş ve mutlu kalın…