Bu hafta derse bana göre gereksiz bir tartışmayla başlandı. Tabi ki fikirlerin beyan edilmesi güzel ama tadında bırakılması ve değerli vaktin verimli kullanılması daha verimli bir davranış olur. Benim düşünceme göre izlenen politika doğru. İlk haftalarda blog sayfalarının alımından, sayfalara yazı yazılmasından, derse alışılmasından dolayı müsamaha gösterilmiş ve bir süre sonra artık müsamaha gösterilmeyeceğini hocamız söylemiştir. Arkadaşımız talihsiz olarak blog u geç yazmış. Ve gecen hafta ısrarla kendisine haksızlık yapıldığını belirtti. Söylediğim gibi bu talihsiz bir olay, kabak onun başına patladı. Bu cezaya katlanmak zorunda olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar bende çok düzenli yazdım ve bugün balkabağı olmak üzereyim. O zaman bende tartışma çıkartayım, hep düzenli yazdım bir kere geciktim, bu hafta da beni affedin diyeyim. Daha ne kadar uzatalım… Bir yerde tolerans sona erecekti ve arkadaşımızın geç yazdığı hafta erdi… Nasip…
Neyse derse dönmek gerekirse…
Bu hafta zor bir aktivite… Heykeltıraş ve hamur aktivitesi… Hamur olmak gerçekten çok zordu. Birinin insafına kalmış sana sekil vermesini bekliyordun ama sonra heykeltıraş olunca onunda zorluğunu fark etmedim değil. Bir süre sonra tıkandım. İtiraf etmem gerekirse bazı acımasız arkadaşların hamurlarını dinlendirmek için kolay figürler seçtim. Yaratıcılığımı kullanmam pek gerekmedi o yüzden:)
Bu aktiviteyi eğitim açısından düşündüğüm zaman yine zorluk, yine incelik, yine sorumluk ve yine dikkat. Elimize bir hamur(küçük çocuklar) veriliyor ve biz o çocukları yoğuruyoruz onlara şekil veriyoruz.