April 30, 2007
· Filed under Uncategorized
Değişik bir derse değişik bir midtem yakışırdı. öylede oldu…benim korktugum kadar zor bir şey istemedi hocamız. grupça birsey sergileyecegiz o kayıt edilecek diye düşünmüştüm. Ama fotograf kareleri daha çekiciydi ve iç rahatlatıcı:)Fotograf kareleriyle bir olay anlatmak ta zordu ama eğlenceliydi
öğrendiğimiz herseyi uygulama fırsatı bulduk. İlk başta korkutucu gelsede, ağzımdan kaçırdıgım bir kelimeyle hersey kolaylaştı. Yavaş yavaş ürettik, herşey düzene girdi ve hikayamizi anlattık. Ve bir midterm ün de sonuna geldik…
hoş ve mutlu kalın… İyi tatiller…
Bal kabağı olmaya az kaldı:) Ama yetiştimmmm
))
April 17, 2007
· Filed under nisan
Hocam tirat örneği bulmadığım için çok özür diliyorum. Bulmak zor geldiği için değil, içimde bir isteksizlik olduğu için bulmadım. Bu isteksizlikte etkisini o fotoğraf karelerini yapmak istememekle gösterdi kendisini. Birazda gözümde ben büyüttüm aslında, baştan dağınık kafamla ne yapacağımızı anlamam sonra dank ettikten sonrada beynimin durduğunu hissetmem, mantıklı düşünememem çekinmem de etkili oldu sanırım. Hocam sizde bilirsiniz bazen bu okul bırak beni diyor. Yorgun geçen haftalardan sonra okula karşı bir isteksizlik oluyor, ben o isteksizliği yoğun bir şekilde yasıyordum o an. İnşallah tekrar böyle hissetmem ve elimden gelenin en iyisini yaparım dersimizde.
Tirat çalışması gerçekten çok zor. O an başka bir insan olup, onu hissedip, hayal edip onun gibi davranmak. O an, o mekân da olabilmek. Bulunduğun mekândan ve zamandan kopup, kendini söyleyeceğin sözlere uygun bir mekâna yerleştirmek; o mekânı hissedip ona göre davranmak ve vücut dilini de katarak tam bir bütünsellik oluşturarak sözlerimizi söylemek. Zaten zaman ve mekân insana ne yapması gerektiğini söyler, sen kendini nerede ne olarak düşünüyorsan öyle davranırsın.
Bunları hissedebilmek tirat yapmayı olumlu şekilde etkiler diye düşündüm.
April 9, 2007
· Filed under Uncategorized
Bu hafta derse bana göre gereksiz bir tartışmayla başlandı. Tabi ki fikirlerin beyan edilmesi güzel ama tadında bırakılması ve değerli vaktin verimli kullanılması daha verimli bir davranış olur. Benim düşünceme göre izlenen politika doğru. İlk haftalarda blog sayfalarının alımından, sayfalara yazı yazılmasından, derse alışılmasından dolayı müsamaha gösterilmiş ve bir süre sonra artık müsamaha gösterilmeyeceğini hocamız söylemiştir. Arkadaşımız talihsiz olarak blog u geç yazmış. Ve gecen hafta ısrarla kendisine haksızlık yapıldığını belirtti. Söylediğim gibi bu talihsiz bir olay, kabak onun başına patladı. Bu cezaya katlanmak zorunda olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar bende çok düzenli yazdım ve bugün balkabağı olmak üzereyim. O zaman bende tartışma çıkartayım, hep düzenli yazdım bir kere geciktim, bu hafta da beni affedin diyeyim. Daha ne kadar uzatalım… Bir yerde tolerans sona erecekti ve arkadaşımızın geç yazdığı hafta erdi… Nasip…
Neyse derse dönmek gerekirse…
Bu hafta zor bir aktivite… Heykeltıraş ve hamur aktivitesi… Hamur olmak gerçekten çok zordu. Birinin insafına kalmış sana sekil vermesini bekliyordun ama sonra heykeltıraş olunca onunda zorluğunu fark etmedim değil. Bir süre sonra tıkandım. İtiraf etmem gerekirse bazı acımasız arkadaşların hamurlarını dinlendirmek için kolay figürler seçtim. Yaratıcılığımı kullanmam pek gerekmedi o yüzden:)
Bu aktiviteyi eğitim açısından düşündüğüm zaman yine zorluk, yine incelik, yine sorumluk ve yine dikkat. Elimize bir hamur(küçük çocuklar) veriliyor ve biz o çocukları yoğuruyoruz onlara şekil veriyoruz.
April 1, 2007
· Filed under nisan
Derse hazırlanarak gelmenin ne kadar önemli olduğu her eğitim dersinde vurgulanır ve yöntemleri zorla kafamıza sokmaya çalışırlar. Aslında, önemini bir aktiviteyle ne çabuk kavradık. Bahsettiğim aktivite poz verme, fotoğraf karesi aktivitesi. Bu aktivitede pozlara geçişler ne kadar düzgün olursa, izlenilen şey o derece merak uyandırıyor ve zevk veriyor. Derslerde de öyle, bir konuyu anlatırken konuya hâkim olmak önemli. Öğrencinin karsısına geçip ay bu neydi bir su kitaba bakayım demek pozlar arası geçişlerin muntazamlığını bozar ve ders verimsiz, sıkıcı ve meraksız bir hal alır. Ben sunu anladım ki öğrencilere sadece fotoğrafları gösterelim, fotoğrafları nasıl elde ettiğimizi değil. Böylece, öğrenciler gösterilecek fotoğrafları merakla beklesinler, sıkılmadan, istekli ve verimli ders saatleri geçirsinler.
Daha daha bitmedi….
Biz birde ne yaptık? Hecelerle iletişim… Etkileyici ve eğlenceli bir aktiviteydi… Demem su ki bazen kelimeleri boş yere harcıyoruz. Aslında bizim ses tonumuz, hece vurgumuz, beden dilimiz (Posture, mimic, gesture) iletişim kumamız için yeterli. Bu özelliğimizi sınıf yönetiminin her noktasında olumlu ve olumsuz olarak kullanabiliriz. Olumsuzdan kastettiğim söylediğimiz bir kelime ve onunla uyuşmayan hareketimizi öğrenciler yakalayabilir. Yâda kısaca hareketlerimizle asıl mesajı verip, konuşmanın uzamasını engelleyebiliriz ve daha birçok şey. Bu özelliğimizi en iyi şekilde kullanmayı beceririz umarım…
Hoş ve mutlu kalın…