Teaching as a performing art

Ama ben son blog umu yazmayı unuttum. Niye bana kimse hatırlatmadı bu sefer. Eee final haftası millet harıl harıl ders çalışıyor. Ben bile birazcık çalıştım hemen yazmayı unutmuşum.

Neyse,

Güzel bir dönemin, güzel bir dersin sonuna geldik… Farklıydı ta ilk dersten anlamıştık bunu… Bize ne katacağını bilmeden koyulduk yola. Hatta ilk dersleri gören bazı arkadaşlar dersi drop bile etti ne kaybedeceklerinin farkında olmadan. Kazanımlarımızın farkına son derste uyguladığımız dönemden seçmelerde birazda olsa farkına vardık. Daha rahat, daha girişken, daha üretken, daha sıcak daha daha daha…

 

Boğaziçi bizi çok farklı bir eğitim anlayışıyla yetiştiriyor. Her eğitim dersinde değişik bakışlar kazanıyoruz.  Ama derslerimiz biraz teori de sınırlı kalıyor, her ne kadar pratiğe dökülmeye çalışılsada.

 

“THEORY IS: When one knows everything, but nothing works.

PRACTICE IS: When everything works, but no one knows why.”

Hermann Hesse

Syllabus ın başında yazan 2 sözden biri, çok hoşuma gittmişti. işte demek istediğim bu öğreniyoruz ama uygulayamıyoruz.

 Bu ders o açıdan farklıydı derslere farklı yönden bakmamızı sağladı. Nasıl uygulayacagımızı, nelere dikkat etmemiz gerktiğini, performansımızı nelerin etkilediğini and so on.J

İnsanların hep ağzındadır; “öğretmen bir tiyatro oyuncusudur” derler. Nasıl, tartışmalar yaparız cümle üzerine. Sanırım bu dersi alanlar için bu cümle biraz anlam kazandı. Somutlaştırdık… Eee concrete örnekler öğrenme için daha kalıcıdır demez miyiz hepJ Kısacası, biz bu dersten çok sey öğrendik. positif manada bir değişime uğradık… 

Bizdeki bu değişimi ileride en iyi şekilde kullanmak dileğiyle… Hoş ve mutlu kalın…

 

Kendinize iyi bakın… Hey mezunlar biliyorum üzülüyorsunuz ama sizi bekleyenler var. Biz burada sizden sıkıldık zaten, gidinde rahat bir nefes alalım…J

Ps: Hepiniz ayrı birer yetenektiniz sizlerle çok iyi vakit geçirdim derslerde… Teşekkürler…

Eee ne zaman sona erecek bu yazı… Aklıma hep bir şeyler geliyor.

Dönemde bitti zatenL

Leave a comment »

ders yok…

Bu hafta hocamız hasta olduğu için ders olmadı malesef…Dersin iptal olduğu için üzüldüğüm nadir derslerden…

Derse geç kalmış olmam sebebiyle kuzey meydanda bir kalabalık gördüm birde baktım ki 485 tayfası, meydanda gruplaşmış ne oynasak diye düşünüyorlar:) Siz gelmesenizde ders yaptık diye bloklarına yazacaklarmış. Ama nerde millet aç, bundan dolayı ders çıkışı yaptıgımız simitçide kahvaltı(aslında öğlen yemeği:P) keyfini erkene alamak zorunda kaldık…bende şikayet edeyim dedim:) 

son derste buluşmak üzere…  

Leave a comment »

bakalım neler yazacagım:):):)

(aslında başlığı en son yazdım :) )))))))

Üç farklı zaman ve çatışmalar üzerine çalıştık bu hafta… Artık performans sergilemede sorunumuz yok o kadar benimsedik ki ortamı çekinmeden rahatlıkla bir şeyler yapabiliyoruz. Ama hala kurgulamada sorunlar yaşıyoruz ki bu gerçekten de çok kolay değil. Sınıfın tümüne baktığımda herkes kurgularını aynı temeller üzerine kurdu, geçmişi taş devrine attık, şimdiyi zaten görebiliyoruz, gelecekte(en zoru da buydu) robotlar, bilgisayar ve teknolojiden oluşuyordu. Hepsi günlük hayattan kalan izlerdi, öğrenilmiş seylerdi. bunlar kurgularımızı cok etkiledi. Hayal gücümüzü biraz daha zorlamalıyız gibi geliyor ama nasıl?bu soruya çokta cevap bulabilmiş değilim:)

Bir başka açıda, kurgumuzu anlatırken tek kelime bile etmedik. Birkaç ses ve hareketleri kullandık araç olarak. Biz ilerde kimlerin karşısına çıkacağız? Bizi dikkatle dinleyen seyircilerimiz olacak. Onlarla her şekilde iletişim kuracağız; bazen sözler yeterli ya da başarılı olmayacak ve bu derste farkına vardığımız ve geliştirdiğimiz skill ler bizim en büyük yardımcımız olacak…

 

Hoş ve mutlu kalın…

Leave a comment »

farklı bir midterm:)

Değişik bir derse değişik bir midtem yakışırdı. öylede oldu…benim korktugum kadar zor bir şey istemedi hocamız. grupça birsey sergileyecegiz o kayıt edilecek diye düşünmüştüm. Ama fotograf kareleri daha çekiciydi ve iç rahatlatıcı:)Fotograf kareleriyle bir olay anlatmak ta zordu ama eğlenceliydi :)   öğrendiğimiz herseyi uygulama fırsatı bulduk. İlk başta korkutucu gelsede, ağzımdan kaçırdıgım bir kelimeyle hersey kolaylaştı. Yavaş yavaş ürettik, herşey düzene girdi ve hikayamizi anlattık. Ve bir midterm ün de sonuna geldik…

hoş ve mutlu kalın… İyi tatiller…

Bal kabağı olmaya az kaldı:) Ama yetiştimmmm :) ))

Leave a comment »

tirat

Hocam tirat örneği bulmadığım için çok özür diliyorum. Bulmak zor geldiği için değil, içimde bir isteksizlik olduğu için bulmadım. Bu isteksizlikte etkisini o fotoğraf karelerini yapmak istememekle gösterdi kendisini. Birazda gözümde ben büyüttüm aslında, baştan dağınık kafamla ne yapacağımızı anlamam sonra dank ettikten sonrada beynimin durduğunu hissetmem, mantıklı düşünememem çekinmem de etkili oldu sanırım. Hocam sizde bilirsiniz bazen bu okul bırak beni diyor. Yorgun geçen haftalardan sonra okula karşı bir isteksizlik oluyor, ben o isteksizliği yoğun bir şekilde yasıyordum o an. İnşallah tekrar böyle hissetmem ve elimden gelenin en iyisini yaparım dersimizde.

Tirat çalışması gerçekten çok zor. O an başka bir insan olup, onu hissedip, hayal edip onun gibi davranmak. O an, o mekân da olabilmek. Bulunduğun mekândan ve zamandan kopup, kendini söyleyeceğin sözlere uygun bir mekâna yerleştirmek; o mekânı hissedip ona göre davranmak ve vücut dilini de katarak tam bir bütünsellik oluşturarak sözlerimizi söylemek. Zaten zaman ve mekân insana ne yapması gerektiğini söyler, sen kendini nerede ne olarak düşünüyorsan öyle davranırsın.

Bunları hissedebilmek tirat yapmayı olumlu şekilde etkiler diye düşündüm.

Leave a comment »

tartışma-heykeltıraş-hamur

Bu hafta derse bana göre gereksiz bir tartışmayla başlandı. Tabi ki fikirlerin beyan edilmesi güzel ama tadında bırakılması ve değerli vaktin verimli kullanılması daha verimli bir davranış olur. Benim düşünceme göre izlenen politika doğru. İlk haftalarda blog sayfalarının alımından, sayfalara yazı yazılmasından, derse alışılmasından dolayı müsamaha gösterilmiş ve bir süre sonra artık müsamaha gösterilmeyeceğini hocamız söylemiştir. Arkadaşımız talihsiz olarak blog u geç yazmış. Ve gecen hafta ısrarla kendisine haksızlık yapıldığını belirtti. Söylediğim gibi bu talihsiz bir olay, kabak onun başına patladı. Bu cezaya katlanmak zorunda olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar bende çok düzenli yazdım ve bugün balkabağı olmak üzereyim. O zaman bende tartışma çıkartayım, hep düzenli yazdım bir kere geciktim, bu hafta da beni affedin diyeyim. Daha ne kadar uzatalım… Bir yerde tolerans sona erecekti ve arkadaşımızın geç yazdığı hafta erdi… Nasip…

Neyse derse dönmek gerekirse…

Bu hafta zor bir aktivite… Heykeltıraş ve hamur aktivitesi… Hamur olmak gerçekten çok zordu. Birinin insafına kalmış sana sekil vermesini bekliyordun ama sonra heykeltıraş olunca onunda zorluğunu fark etmedim değil. Bir süre sonra tıkandım. İtiraf etmem gerekirse bazı acımasız arkadaşların hamurlarını dinlendirmek için kolay figürler seçtim. Yaratıcılığımı kullanmam pek gerekmedi o yüzden:)

Bu aktiviteyi eğitim açısından düşündüğüm zaman yine zorluk, yine incelik, yine sorumluk ve yine dikkat. Elimize bir hamur(küçük çocuklar) veriliyor ve biz o çocukları yoğuruyoruz onlara şekil veriyoruz.

Leave a comment »

fotoraf kareleri ve heceler

Derse hazırlanarak gelmenin ne kadar önemli olduğu her eğitim dersinde vurgulanır ve yöntemleri zorla kafamıza sokmaya çalışırlar. Aslında, önemini bir aktiviteyle ne çabuk kavradık. Bahsettiğim aktivite poz verme, fotoğraf karesi aktivitesi. Bu aktivitede pozlara geçişler ne kadar düzgün olursa, izlenilen şey o derece merak uyandırıyor ve zevk veriyor. Derslerde de öyle, bir konuyu anlatırken konuya hâkim olmak önemli. Öğrencinin karsısına geçip ay bu neydi bir su kitaba bakayım demek pozlar arası geçişlerin muntazamlığını bozar ve ders verimsiz, sıkıcı ve meraksız bir hal alır. Ben sunu anladım ki öğrencilere sadece fotoğrafları gösterelim, fotoğrafları nasıl elde ettiğimizi değil. Böylece, öğrenciler gösterilecek fotoğrafları merakla beklesinler, sıkılmadan, istekli ve verimli ders saatleri geçirsinler.

Daha daha bitmedi….

Biz birde ne yaptık? Hecelerle iletişim… Etkileyici ve eğlenceli bir aktiviteydi… Demem su ki bazen kelimeleri boş yere harcıyoruz. Aslında bizim ses tonumuz, hece vurgumuz, beden dilimiz (Posture, mimic, gesture) iletişim kumamız için yeterli. Bu özelliğimizi sınıf yönetiminin her noktasında olumlu ve olumsuz olarak kullanabiliriz. Olumsuzdan kastettiğim söylediğimiz bir kelime ve onunla uyuşmayan hareketimizi öğrenciler yakalayabilir. Yâda kısaca hareketlerimizle asıl mesajı verip, konuşmanın uzamasını engelleyebiliriz ve daha birçok şey. Bu özelliğimizi en iyi şekilde kullanmayı beceririz umarım…

Hoş ve mutlu kalın…

Leave a comment »

fragman…

Bu hafta bizde istenen bir fragman oluşturmamızdı. Fragmanı tanımlarsam, bir film hakkında bilgi veren, seyircinin dikkatini çekmek, merakını artırmak için hazırlanan bir kısa film diyebilirim.  Biz bize verilen bu kısa sürede filmi bir bütün olarak düşünüp onun merak olgularını ne kadar sahneye taşıdık o bilinmez ama bir öğretmenin bunu yapması için yeterli vakti vardır sanırım. Her geçen gün öğretmenin rolünü zorlaştırıcı, verimli ve etkili hale getirici değişik bağlantılar öğreniyoruz. Düşündüm ki bir dersi eğlenceli hale getirmek öğretmenin yaratıcılığına bağlı. Öğretmenin derse nasıl hazırlandığı, girişi nasıl yaptığı çok önemli. İlk derste bizi şok eden giriş gibi bir girişi hiçbir öğrenci istemez. Bu yüzden öğretmen dersin başında öğrencilerin merak duygusunu ve öğrenme isteğini uyandırmalı ki ders istenilen tempoda ve verimde geçsin.Film fragmanı oluşturmada ki başarımızı ders fragmanı oluşturmada da sergileriz umarım…

Leave a comment »

tiyatroya giriş…

Her geçen gün yeni bir bakış kazanıyoruz…Bu hafta kendimizin yazıp oynadıgı tiyatro oyunumuzla değişik bir bakış acısı kazandık. Bazı seylerin degerini anlamamızı, başkalarının yerine kendimizi koymamızı sagladı.  Artık insanların yaptıgı işlere daha cok deger verebilecegiz.

20 dakika içinde bir oyun yazıp, güzel bir sekilde oynamak gerçekten zordu. hem kısa bir süre,  hem de 6 farklı düşünce vardı…her kafadan bir ses cıkıyordu… benim grubum cok uyumluydu orataya atılan fikirlerden zorluk yasamadan en manyılıını kısa sürede seçtik ve bir oyun yazdık…görevleri paylaştık…paylaşım adil degildi bazıları daha ön planda, bazıları arka planda kaldı ama olması gereken buydu bence.Bazı arkadaşlarımız bu durumu eleştirdi. Bir oyunda eşit rol paylaşımı yapmak bence imkansız…

Bu deneyimde anladım ki ne ve nasıl oynadıgının yanında kendini nasıl ifade edebildigin de önemli…Ögretmenlik deneyimimiz içinde bu nokta önemli… Bazen öğrencilere anlatmak istediğimiz şeyde  başarısız olabiliriz hata yapabiliriz. ulaşmak istediğimiz amactan sapabiliriz. Bu gibi durumları yaşamamak için daha dikkatli olmalı ve derse iyi hazırlanmalıyız.

Leave a comment »

diğer dilimiz

Aktivitelerimiz devam ediyor,bu gidişle de hiç bitmeyecekJ(benimkide laf bitse bu ders olmaz ki,bu ders bu haliyle güzelJ) Başta aktiviteler biraz zor gelmişti (bu zor çeşitli anlamlara gelebilir) ama derse ve insanlara alıştıkça ortam rahatladıkça daha  da zevkli ve kolay bir hal almaya başlıyor.:))

Gelelim fasulyenin faydalarına… Bu haftaki bazı aktiviteler hakkında yorum yapabileceğimi pek sanmıyorumL Ama hepsinde çok eğlendik ve umarım değişik çıkarımlar beynimize kodlanmıştır. Posture, mimik, gesture çalışmamız çok eğlenceli ve güzeldi. Düşünüyorum da öğretmenin sınıf içindeki hal ve hareketleri o dersin gidişatını ve öğrencilerin durumlarını ne kadar çok etkiliyor. Örgenciler o kadar iyi gözlemliyorlar ki öğretmeni onların sinirli, hevesli, heyecanlı, sıkıntılı vs. gibi ruh hallerini anlayıp etkileniyorlar. Mesela bir öğrenci öğretmenin dersi anlatmak için hevesli olduğunu görmesi onunda aynı oranda dersi anlamak için olan hevesini artırır. Bu da daha verimli bir ders ortamına oluşturur. Ayrıca göz teması gibi yöntemler dersi bölmeden huzur ortamı sağlamak için birebir.

Burada bize düşen vücut dilimizi en iyi şekilde kullanmak gibi gözüküyor…

 

Leave a comment »